K
A
P
A
T
Sohbetci Dj
Sohbetci Paylaşım Resmi

Yazan: Sohbetci
Tarih: 24.12.2017
Saat: 22:10

Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz

  Erkan Kolcak Kostendil

35 Görüntüleme
0 Beğeni

Güzel bir sohbet oldu. 


Bir gece sinirlendim ve konservatuvar sınavına girmeye karar verdim. Bursa’da doğdum. Rahmetli babam bir dönem belediye başkan yardımcısıydı. Annem yaklaşık 30 senedir aynı dükkânda kadın giyim ve ev tekstili üzerine kendi ürettiği şeyleri satıyor. Ailemizin gerçek sanatçısı o. Bursaspor’da kaleciydim. Galatasaray’a profesyonel imza atmaya yakınlaşmıştım ama Faruk Süren yönetimi istifa edince yönetim değişti ve bağlantılarımı kaybettim. Bir gece sinirlendim ve konservatuvar sınavına girmeye karar verdim. O noktaya kadar oyunculuk aklımda yoktu. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nun yerini bile bilmiyordum. Öğretmenim Zuhal Köseoğlu’nun yönlendirmesiyle İstanbul’a geldim. Dayım Bülent Şakrak bu sektörde. Onu ziyaret ettim ve ‘Yılan Hikâyesi’ dizisine reji asistanı olarak katıldım. Aslında kamera arkasında devam edecektim. Bir dönem set programını benim hazırlamam gerekti. İnsanları uykusuz bıraktığıma inandığım bir gündü ve bir trafik kazası yaşandı. Neyse ki kimsenin burnu bile kanamadı ama diğer kötü ihtimali düşünmek... İşte o noktada rejide çalışmayı bıraktım. Oradan ilk uzun soluklu işim ‘Sakarya Fırat’ta oyunculuğa başladım.


'İyi oynamayanı döverler'


2017de televizyonun zirvesindekilerO, bu seneye ‘Çukur’ dizisinde canlandırdığı ‘Vartolu’ karakteriyle damga vurdu. Bıçkın, kabadayı ve gizemli halleriyle, ‘ekranın en iyi kötüsü’ olarak anılmaya başladı. Erkan Kolçak Köstendil’le buluştuk. Hayatını, oyunculuğu ve gündemi masaya yatırdık.


Ekrandaki bıçkın adam ne kadar sizsiniz?
- İnsan dediğin şey biraz sıvı gibi, girdiği kabın şeklini alıyor. Mesela geçen sene çekimler için Ayvalık’taydım ve daha sakindim. Bu sezon İstanbul’da daha asi ve bıçkın bir adam oldum. Enerji seni bir hale sokuyor ama silahla sağa sola ateş etmiyorum tabii.


Hep hayat mücadelesi olan karakterleri canlandırdınız. Sizin hayatınızda ne kadar mücadele var?
-Hep vardı ama ben hayat mücadelesinden keyif alıyorum.


Son günlerde mücadeleniz nelerle?
- Kendimle, geriye doğru düzgün bir şeyler bırakabilme arzumla ve yoğun tempomla. Yazın çektiğimiz kısa film ‘Suma’, festivallerden güzel dönüşler alıyor. Craft tiyatro için Shakespeare Müzesi diye bir proje üzerinde çalışıyorum. Yazdığım bir oyun ‘İkinci Kat Tiyatro’da sergilenecek. Onun okuma provalarını yapıyoruz. Bu kendimize küfrettiğimiz bir oyun olacak.


Anlayamadım..
- Biraz sanat camiasını, bizi, peşinden koşturduğumuz boş şeyleri, kendimi ve kendimizi eleştirelim istedim. Sanatçılar bir toplumu yönlendirme ve bilinçlendirme gibi bir iddiaya sahip topluluksa ve işler hiç o topluluğun istediği gibi gitmiyorsa, demek o topluluk bir yerlerde bazı yanlışlar yapmış ve toplumun bu hale gelmesine katkıda bulunmuştur.


Sanatçı susmamalı ve korkusuzca fikirlerini söyleyebilmeli mi diyorsunuz?
- Söyler, söylemez, bu onun kararı. Ama kızılacak bir taraf varsa, kendi kariyeri, kendi kazanacağı para için inanmadığı şeyleri konuşan insanlar. Bence onlara sanatçı demek de doğru değil.


Onlardan bizim ülkemizde çok var mı?
- Var ve sen de biliyorsun onları..


İyi ve kötü yok griler var.


Sizi ekranın en iyi ‘kötü’ adamı olarak tanımlıyorlar...
- Estağfurullah. Benim gözümde insan net bir şekilde iyi ya da kötü diye ayrılmıyor. Mesela çok iyi bir insanın ona hiç yakışmayacağını düşündüğün bir şeyiyle karşılaşabilirsin ya da kötü algıladığın bir insanın vicdanına yenik düştüğünü görebilirsin. Her karakterde olduğu gibi ben de bu karakteri canlandırırken hakkını savunan bir yerden oynamaya çalışıyorum. Bu yüzden de ortaya gri bir karakter çıkıyor.


Vartolu karakterinin fenomen olacağını tahmin etmiş miydiniz?
- Öncelikle ardında kaliteli ve nitelikli yapımlar bırakmayı kendine ana hedef koymuş bir yapım şirketiyle çalışıyoruz. Tek vücut halinde hareket eden mükemmel bir reji-teknik ekibimiz var. Buna bir de işini aşkla yapan bir oyuncu kadrosu eklenince işin başarılı olma ihtimali artıyor... Sana da o takımın iyi bir parçası olmak kalıyor. İyi oynamayanı döverler yani anlayacağın.


Kötüyü oynamak daha mı zevkli?
- ‘Kötüye yönelen’ desek. Evet, daha oyuncaklı. Bir noktadan sonra “Bu adamın vicdanı nerede” diye araştırmaya başlıyorsun. İşte bu çok keyifli bir yolculuk.


Sizce ne kadar kötüyüz?
- İçinde bulunduğumuz dönem bunun açığa çıktığı çağ oldu. Mesela bundan 10 sene önce sadece gazetenin üçüncü sayfasında olan bir haber şimdi tüm gün boyunca önümüzde ve o kötülüğü savunanların fikirleri daha fazla hayatımızın içinde.


Sosyal medya etkisi mi bu bahsettiğiniz?
- Tabii ama oradaki kötülüğün açığa çıkması da iyi bir şey bir bakıma. Sokakta yürürken kediye, köpeğe tekme atacağına sosyal medyadan bana küfretmek içini rahatlatıyorsa, aman buyursun etsin mesela.


 


Sohbetci
Theme
Yorumunuz Onaylandıktan Sonra Makalemize Eklenecektir.
Bu Konu Hakkında Yorumunuz


Karakter Sayısı: 
255